İlsu Hanım yeniden Gezgin Sorular’a hoş geldiniz. Sizle ilk Mart 2014’te röportaj yapmışız. Aradan 12 yıl geçmiş. Zaman nasıl da akıp geçiyor. İsterseniz ilk sorumuzla hemen başlayalım.
1. Daha önce de belirttiğimiz gibi bundan önceki röportajımızı Mart 2014’te yapmışız. O zamandan bu zamana nereler yaptınız? Hayatınızda neler değişti? Gezilere devam mı?
Devam. Hem de artık profesyonel olarak. Seyahat etmek hobim olmaktan çıkıp ikinci kariyerim haline dönüştü. Profesyonel rehberlik kokartı aldım ve seyahat acentası kurdum. Aylak Gezi Kulübü, sıradışı rotalara maceralı seyahatler yapmak isteyenlerin buluşma noktası haline geldi.
2. 2014’te ofis hayatını yeni bırakmıştınız. Aradan 12 yıl geçti. O kararı bugün geriye dönüp değerlendirdiğinizde “iyi ki yapmışım” mı diyorsunuz, yoksa özlediğiniz bir şeyler var mı?
Ben ortalama insan hayatının tek bir kariyer için fazlasıyla uzun olduğunu düşünüyorum. Onca eğitim, donanım ve hayat tecrübesi -ne kadar seversek sevelim- tek bir kariyere gömülmemeli, yazıktır. O yüzden “iyi ki yapmışım”dan ziyade, “yapmasam eksik kalırdı” diyorum.
3. 2014’te yaklaşık 50 ülke gezmiştiniz. Bugün sayıdan ziyade “kaç ülke gördüğümden çok ne yaşadığım önemli” noktasına geldiniz mi? Seyahat anlayışınız nasıl değişti?
Kaç ülke gördüğümün bir önemi yok açıkçası. Keza seyahatler esnasında yaşadıklarımın da tek tek bir önemi yok. Bana göre önemli olan, tüm bu seyahat deneyiminin beni ne şekilde yonttuğu, şekillendirdiği, günün sonunda nasıl bir insana dönüştüğüm. Bunca yol sonra bu dönüştüğüm kişiden memnun muyum? Bu soruya iç rahatlığıyla evet diyebiliyorum, bunun için mutluyum.
4. On iki yıl önce “gittiğim her ülkeye âşık oluyorum” demiştiniz. Artık sizi eskisi kadar kolay heyecanlandırmayan şeyler var mı?
Bir yere ilk defa gideceksem hala heyecan duyuyorum, fakat seyahat deneyiminin çeşitlenmesi ve artması ister istemez insanın şaşırma kapasitesini düşürüyor. Aşık olacak kadar çarpılmak daha nadiren gerçekleşiyor, fakat bazı eski aşklar da hiç küllenmiyor.
5. 2014’te “önceliğim görmediğim yerlere gitmek” demiştiniz. Bugün yeniden gitmek mi, hiç bilmediğiniz bir yere gitmek mi sizi daha fazla heyecanlandırıyor?
Yıllar geçtikçe şehirde dolaşmaktan ziyade doğanın içinde olmanın beni daha fazla tatmin ettiğini anladım. O yüzden artık benim için doğru soru “İlk defa mı, yeniden mi?” değil, “Doğa mı, değil mi?”. Örneğin Serengeti’ye, Bwindi’ye veya Namib Çölü’ne 10. kere giderken bile koşa koşa uçağa binerim.
6. 2014’te “sırtçantalı ama bavulla seyahat eden” bir gezgindiniz. Bugün konfor anlayışınız değişti mi?
Pek değişmedi. Beni tanıyan herkes bilir, tekerlekli gri bir sırt çantam var, yıllardır onunla seyahat ederim 🙂 Mevsim ya da seyahatin süresinden bağımsız, sadece o çantamın aldığı kadar eşya taşırım yanımda. Hala hostelde kalıyorum. Beş yıldızlı otelde kalamayacağımdan değil elbette. Atmosferini, rahatlığını, vaadini sevdiğim için hosteller önceliğim. Kamp yapmayı severim, dünyanın birçok ilginç yerinde hala (ve neyse ki) otel yok. Motosikletle, botla, trenle, at sırtında seyahat ettim, ederim. Benim için konfor bunlarla ilgili değil açıkçası.
Konfor, mesela, dünyanın neresine gidersem gideyim, orada önceden tanıştığım birinin, bir ahbap ya da arkadaşımın olmasıdır, güvenli ellerde olduğumu hissetmektir. Hiç beklenmedik bir yerde güzel bir çay içmektir, o yüzden yanımda çay taşırım. Yanımda okunacak yeterli sayıda güzel kitap olmasıdır. Seyahat esnasında okuyacak kitabım kalmadığında huzursuz olur ve artık geri dönmek isterim (A deliye bak!).
Yüksek konfor beklentisinin bulunduğumuz yerle aramıza mesafe koyduğunu ve seyahat deneyimini zedelediğini düşünüyorum.
7. 2026’da seyahat etmek 2014’e göre gerçekten daha mı kolay, yoksa bilgi bolluğu seyahati başka bir şekilde mi zorlaştırdı?
Çok önemli bir soru. Bugün seyahat kavramına daha fazla anlam yüklüyor, ancak seyahatin kendisinden daha az tatmin oluyoruz. Eskiye nazaran daha fazla seyahat ediyor, ancak seyahatlerde bizden önce başkalarının yaptığı şeyleri tekrar etmek istiyoruz. Kendi keşiflerimize vakit yok, spontanlık neredeyse tamamen rafa kalkmış durumda. Seyahat deneyimimiz neredeyse tamamen başkalarının yorumlarının ya da yapay zekanın elinde. Bu kadar gürültünün içinde insanın kendi sesini duyması zor gerçekten.
8. 1994’te başlayan dalış hikâyeniz bugün 30 yılı geçti. Dalış artık sizin için bir seyahat aktivitesi mi, yoksa seyahatin kendisi mi?
Dalmak her zaman seyahatin kendisiydi. Geçmişten bugüne dalışla olan duygusal ilişkimde pek bir değişiklik olmadı. Şöyle cevap vermek isterim bu soruya: Dünyanın %75’i deniz ve okyanuslardan oluşuyor. Bunları seyahat planınızın dışında bırakmak hayatınız boyunca dünyanın ancak küçük bir bölümünü görebileceğiniz anlamına geliyor. Dalmak dünyayı tanımanın en güzel yolarından biri.
9. Aylak Gezi Kulübü’nün geleceğinde ne var?
Daha fazla macera ve daha da sıradışı rotalar! Sevdiğimiz yerlere geri döneceğiz elbette, başta Afrika olmak üzere. Fakat henüz moda olmamış, adını belki daha önce duymadığınız, heyecan verici rotalara gitmek her zamana önceliğimiz olacak. 2027 planlarında ilk sırada nev-i şahsına münhasır Sokotra Adası var.
10. 2014’te “sadece karar verin ve yola çıkın” demiştiniz. Bugün, 12 yıl ve yüzlerce yolculuk sonrasında aynı tavsiyeyi verir misiniz?
Elbette. Hatta o zaman söylediklerimi kelimesi kelimesine tekrar etmek isterim: Fazla düşünmeyin. Endişelenmeyin. Konfor alanınızın dışına çıkmaktan çekinmeyin. Yeni deneyimleriniz olacak ve kendinizi daha iyi hissedeceksiniz. Seyahat etmekten memnun olmayıp evde oturmaya geri döneni daha ne duydum, ne gördüm. Sadece karar verin ve yola çıkın. Arkası gelecek…
11. Son olarak sizi yeni tanıyan ve bu röportajı okuyan gezginlere ya da gezgin adaylarına neler söylersiniz?
Daha tavsiye verecek kadar yaşlanmadığımı umarım ya 🙂
Yine de biraz etraflarına kulaklarını tıkamalarını söyleyebilirim. Ben de dahil, herkesin tecrübesini dinlemek, kendi süzgeçlerinden geçirmek ve sonra hiç birine kulak asmamak en iyisi. Seyahat etmek bana göre özünde çok kişisel ve içe dönük bir eylem. Yolda duyacağınız tek ses kendi iç sesiniz olsun.
İyi yolculuklar.
Mart 2014’deki ilk röportajı okumak için tıklayınız.
İlsu Dirgin’i sosyal medyada takip etmek için…


