Gezgin Sorular

Gezgin Sorular’ın Haziran 2018 Konuğu: Gezi Blogunuz

Merhabalar, gezgin sorulara hoş geldiniz, sizleri biraz tanıyabilir miyiz?

Merhaba, ben Seher Göçük 1980 Adana doğumluyum. Evli ve 2 kız annesiyim. İşletme mezunuyum. Özel sektörde çalışıyordum, bir yıl önce işten ayrıldım. Eşim de Adanalı, aynı iş yerinde çalışırken tanıştık. Eşim, şirketin Bursa şubesinde çalışmaya başlayınca evlenmeye karar verdik. 2003 yılında Bursa’da yaşamaya başladık. Bursa’nın ardından Adana’ya, bir yıl sonra da Gaziantep’e taşındık. 5 yıl Gaziantep’te yaşadıktan sonra tekrar Adana’ya taşındık. Memlekete gelince artık taşınmayız diye düşünüp ev aldık ama şuan Konya’da yaşıyoruz.

Bir blog kurma fikri nasıl başladı?

Tamamen tesadüf diyebilirim. Bir yıl önce işi bıraktım. Boş bir vaktimde fotoğrafları düzenlerken ‘ne kadar çok şehir gezmişiz, neden burada yaşadığım tecrübeleri başkaları ile paylaşmıyorum’ diye düşündüm. Önce bir instagram hesabı açtım. Gezdiğim şehirlerle ilgili bilgi vermeye özellikle de harcamalara dair ayrıntılı bilgi vermeye başladım. Dm’den blog ya da kanal kurma konusunda çok sayıda mesaj aldım. Bir değerlendirme yaptım ve blog kurmaya karar verdim.

Türkiye âşığı bir gezgin ailesiniz sanırım. Türkiye'den kaç il gezdiniz? Aklınızda kalan bir bölge ya da yer oldu mu?

Evet! Türkiye’yi çok seviyorum. Şimdiye kadar 40 şehir gezdik ama hedefimiz 81 ili gezmek. Aklımda kalan en güzel yer tabi ki; Türkiye’nin kalbi olarak gördüğüm şehir İstanbul... İstanbul’dan sonra beni en çok etkileyen ikinci yer Kapadokya... İstanbul’a ve Kapadokya’ya üç kez gittim. Üçünde de neden ben burada doğmadım diye isyan etmişliğim var.

Bir şehir gezi planı yaparken nelere dikkat edersiniz? Ne tür yerler ilginizi çeker?

Bir şehre gitmeden önce o şehir hakkında araştırma yapıyorum. O şehirde nereleri gezmeliyiz, tarihi ve doğal güzellikleri var mı? Varsa nasıl gidilir? O şehrin ünlü bir yemeği var mı? Varsa nerede yenir? gibi soruları geziye çıkmadan önce planlıyorum. Bu planlama sayesinde o şehirde yabancı gibi hissetmiyoruz. Hatta o şehirde yaşayan insanların bile bilmediği yerleri onlara sorunca ‘yaa böyle bir yer mi varmış! diye şaşıranlar bile oluyor. Gezdiğim şehirde bir kale varsa, antik şehir varsa, şelale gibi doğal güzellikler varsa mutlaka görmeliyim. İlgimi en çok yaşanmışlığı olan yerler çekiyor. Örneğin,Truva antik kentinde gezerken 3000 yıl önce yapılmış duvarlar, Çatalhöyükte 9000 yıl önce insanların yaşadığı evler, Çanakkale’de şehit düşen askerlerin kanları ile sulanmış topraklar, bunlar hikaye değil gerçek! Ve bir zamanlar onların yaşadığı topraklara ayak basmak beni dünyanın en mutlu insanı yapıyor. Kızlarıma her zaman söylediğim bir şey var ‘tarih ezber işi değildir, tarih o anı yaşıyormuş gibi hissedilince öğrenilir’ bunu unutmayın... Gençlerimiz tarihe ve tarihi yerlere ilgi duymuyor maalesef...

Gezilerinizi eşiniz ve kızınız ile yapıyorsunuz. Genelde zevkleriniz aynı mıdır? Eşiniz yada kızınız bu tür kültürel gezileri seviyor mu?

Eşimle zevklerimiz aynı değildi. Ben tarihi yerleri çok seviyorum eşim denizi olan şehirleri... Ben kale gezmek istiyorum o denizde şezlongda uzanmak. Ben otel seviyorum o kamp... Ama yıllar içinde birbirimizin sevdiği şeyleri kabullendik. Zamanla birbirimizin sevdiği şeyler kendi sevdiğimiz şeyler olmaya başladı. Eşim, tarihi yerlere olan merakımı ve araştırmamı hep takdir edip destekledi. Kızlar aslında deniz seviyor ama yaşları ilerledikçe kültür gezileri onlara hayatı anlamakta kolaylık sağladıkça şehirlerin tarihi yerlerini ve doğal güzelliklerini görmekten zevk almaya başladılar.

Türkiye'de gezilmesi gereken ve tavsiye ettiğiniz 3 şehri sorsak nereleri önerirdiniz?

Türkiye’de gezilmesi gereken üç şehirden ilki, sizin de tahmin edeceğiniz üzere İstanbul. İstanbul da en çok etkilendiğim yerler ise Adalar, Ortaköy Cami, Kız Kulesi, Topkapı Sarayı...
Tavsiye edeceğim ikinci yer Muğla. Tüik’in yaptığı araştırmalarda insan ömrünün en uzun olduğu il olma özelliğine sahip Muğla’nın, şehir merkezi diğer şehirlere göre küçük ama çok güzel. Marmaris ve Bodrum gibi ilçelere sahip olduğunu da hatırlatmama gerek yok diye düşünüyorum. Ve önereceğim üçüncü şehir Rize. Karadeniz denince aklımıza gelen o dağlar, ağaçlar, yaylalar hepsi Rize’de... Birbirine uzak ahşaptan yapılmış yayla evleri, çay bahçeleri, Ayder Yaylası, Pokut Yaylası ve Fırtına Deresi ile Karadenizi yaşatan en güzel şehir.

Yemek konusunda yöresel lezzetleri denediğiniz ve damak tadınıza uyan şehirler oldu mu?

Bir Adanalı olarak, (gezme konusunda önereceğim 3 şehirden biri Adana olmasa da) yemeğe özellikle de kebaba çok düşkünüz. Abartmıyorum Adana’da bir mahallede en az 10 kebapçı vardır. Yıllar önce dürüm kebap daha yaygındı ve ucuzdu. Şimdilerde dürüm kebap azaldı yerini tabakta kebap aldı. Gaziantep’te de yaşamış biri olarak yemekleri gerçekten çok güzeldir. Gaziantep’te şöyle bir yemek kültürü var. Kasap, market ve fırın yan yanadır. Siz kasap’a patlıcan kebabı dersiniz o marketten malzemeleri alır, hazırlar, fırına pişirtir. Sizde gider kasap’tan hazır kebabınızı alırsınız. Kayseri’de sucuk ekmek ve mantı, Bursa’da İskender vazgeçilmez lezzetlerimiz. Size yemekle ilgili bir anımı anlatmak istiyorum. Bursa’da yaşadığım yıllarda alt komşum Artvinliydi. Sürekli enginar, kereviz ve ısırgan otlu yemekler yapıp getiriyordu. Bir gün özür diledim ve yemeklerini yiyemediğimi söyledim. O an beni anlamadı ama mantı ile yapılan yüksek çorba, sarımsaklı (fellah) köfte ve analı kızlı adını verdiğimiz yemeği yiyince bana hak verdi ve ‘sen bu yemeklerle saatlerce nasıl uğraşıyorsun’ dedi.

Bu geziler sırasında ilginç ya da unutamadığınız bir anı oldu mu?

Hangisini anlatsam bilemedim. O kadar çok ki... İki küçük çocukla gezip unutamadığım bir anı olmaması mümkün değil. Selin’in Kahramanmaraş Kalesinde süs havuzuna düşmesinden, Şanlıurfa’ya giderken arabanın yan camlarından birinin içine çökmesinden, Hatay’da fotoğraf makinemizin bozulup telefonla çektiğimiz fotoğrafların yanlışlıkla silinmesinden, 16 saatlik bodrum yolunda bir kez hız yapıp onda da radara yakalanıp ceza yememizden, Çanakkale’de şehitlikte çok zaman harcadığımız için üç saat feribot kuyruğu beklememizden... En önemlisini anlatmak istiyorum. Karadeniz turundayız ve Batum gezisi için tur rehberi kimliklerin çok düzgün olması gerektiğini söyledi. Bizim kimliklerin kenarlarında hafif bozulma olduğu için tekrar bir kaplama yapmak yeterli dedi tur rehberi. Sürmene’de kimliklerimiz kaplandı, sarp sınır kapısına geldik ilk olarak Türk memur günübirlik geçiş iznini verdi. Sıra Gürcü memura gelince ilk benim kimliğimi aldı ve geçebilirsiniz dedi. Sıra eşime geldi ama benim onu beklememe izin verilmediği için ben bekleme alanına geçtim. Gürcü memur eşime geçiş izni vermedi. Kimliğin üzeri kaplama diye oysa benimki de dâhil birçok kişinin ki öyleydi. Tüm tur yolcuları geçti eşim ve bir yolcu daha geçiş yapamadı.Eşim sen git dese de ben o olmadan Batum’u neyleyim. Neyse ki başka bir Gürcü memur geçiş iznini verdi.

Yakın bir zamanda planladığınız bir gezi var mı?

Evet! var. Biz genelde gezilerimizi kışın planlıyoruz. Bunu bilen birçok arkadaşım ‘bu yaz nereye’ diye mutlaka merak edip sorarlar. Ben nazara çok inanan biri olduğum için genelde cevaplamayıp geçiştiririm. Ama gezginrehberler.com için ilk kez bunu açıklayacağım. Haziran’da Selin ve Pelin için İstanbul, Temmuz’da da lavanta bahçeleri ve salda gölünde kamp planlıyoruz.

Hayalinizde kurduğunuz bir gezi planı var mı?

Evet! var. Eşim ve benim ortak hayalimiz olan bir gezi, Büyük Avrupa Turu. 15 günde 25 ülke gezilebilen biraz pahalı, biraz yorucu bir tatil... Avrupa turu konusunda şanssızlıklar bir türlü peşimizi bırakmadı. Paramız olduğunda zamanımız olmadı; zamanımız olduğunda da paramız olmadı. Biz Avrupa Turunu ikimiz için düşünmüştük ama kızlar büyüdü belki de kısmette onlarla gitmek var.

Son olarak bu röportajı okuyan takipcilerimize neler söylemek isterdiniz?

Size belki yalan gelebilir ama bana mesaj göndermeden bir ya da iki gün önce Seyyah Ailem ile yaptığınız röportajı okumuştum. Bana sorulsa ne cevap verirdim diye düşündüm. Sonra siz benimle iletişime geçtiniz. İki gün önce sorulara verilen cevapları okuyordum şimdi bana sorulan sorulara cevap yazıyorum. O yüzden hayatta roller hep değişir. HAYAT BİR GÜN O DA BUGÜN gibi yaşamak lazım. En güzel miras çocuklara yapılan yatırım kalanı ile gezmek, görmek, yemek ve eğlenmek gerek...

gezgin sorular / haziran 2018

www.geziblogunuz.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir