Festivaller Gezginin Gözünden

Mardi Gras Festivali (ABD)

Mardi Gras (Tövbe Salısı) ilk Fransızların kutlamaya başladığı ve zamanla da Avrupa'ya yayılan bir festivaldir. Avrupalı göçmenlerin Amerika kıtasına taşıyıp devam ettirmesi ile hala günümüzde kutlanmaya devam edilmektedir. Amerika'da bu festivalin en büyüğü New Orleans şehrinde olduğu halde, bir çok şehirde farklı şekillerde kutlanmaktadır.

 

 

Mardi Gras kendisinden sonra gelen ve birbiriyle ilintili olan Büyük Perhiz ve Paskalya Bayramı ile beraber toplam 2-3 aylık bir sürede kutlanır. Bu üç olayın tarihleri Paskalya Bayramına göre belirlenir. Mardi Gras kutlamalarını daha iyi anlamak için Büyük Perhiz ve Paskalyanın ne olduğunu bilmek gerekir.

Paskalya;

Hz. İsa'nın çarmıhta öldükten sonra dirildiğine inanılan üçüncü günün kutlanmasıdır. Roma İmparatorluğunda MS. 325 yılındaki toplanan İznik Konsili'nde Paskalya'nın baharın başlamasından (21 Mart) sonraki ilk dolunayın ardından gelen Pazar günü kutlanması kararı alındı. Paskalya, Gregoryen Takvimi'ne göre 22 Mart ile 25 Nisan arasındaki Pazar günlerinden birine denk gelir. Kiliselerin büyük çoğunluğu bu tarihi kıstas alır.

Büyük Perhiz (Lent);

Hz. İsa’nın tebliğine başlamadan önce 40 gün boyunca çölde çektiği çile ve açlık dönemini anmak adına hristiyanlar 40 gün süren bir tövbe ve arınma dönemi yaşıyorlar. Paskalya öncesi 40 gün oruç tutuluyor ve tutulan bu oruca Büyük Perhiz (Lent) denir. Büyük Perhizde sadece hayvansal gıdalar tüketilmez ve gündelik yeme içmeye devam edilir. Zaten bundan sebeple oruç yerine Büyük Perhiz diye adlandırılıyor.

Mardi Gras festivali Paskalyanın başlangıç tarihine göre 2 Şubat-9 Mart arasında bir Salı günü başlayıp günlerce sürebiliyor. Festivale yerli halkı dışında turistlerde baya rağbet ediyor. Özellikle civar şehir ve kasabalardan festivale yoğun ilgi oluyor.

Bizde dört arkadaş bu seneki festival için arabamıza atlayıp Houston'dan Galveston Adasına doğru yola koyulduk. Galveston Adası, Houston şehrinin güneyinde Meksika Körfezi'nde bulunmaktadır. Adanın kara ile bağlantısını sağlayan uzun bir köprüden geçtikten sonra Galveston'a ulaştık. Galveston Viktorya dönemi evleri, antika dükkanları, sanat galerileri ve müzeleri ile tam bir turistik şehir. Adada festival alanı için iki büyük cadde ve onlarca sokağın etrafı kapatılıp alana giriş ücretlendirilmiş. Önceki festivallerde ücret alınmıyormuş, haliyle de aşırı izdiham yaşanıyormuş. Duyduğumuza göre buraların en güzel iki festivalinden biri burada oluyor.

Festival için getirilen sanatçılar, ziyaretçilere müzik ziyafeti veriyorlar. Tabi asıl ziyafet yemek stantlarında sizi beklemektedir. Bu arada ne yediğinize dikkat etmenizi öneririm. Festival alanında timsah kuyruğu gibi değişik atıştırmalıklar mevcut olduğundan, sonrasında mideye indirdiğiniz yiyeceğin pişmanlığını yaşamamış olursunuz. Tabi ben yeniliklere açığım ve yeni tatlar denemek istiyorum diyorsanız o zaman tezgahlarda insanlar sizi ikramları için bekliyorlar. Yemek seçeneği olarak sizi daha çok meksika yemekleri, fast food ve kızartmalar bekliyor. Bu arada koca koca hindi butlarını unutmayalım. insanlar ellerinde hindi butları ile hem bir taraftan karınlarını doyuruyorlar hemde bir taraftan festival alanında gezip festivalin tadını çıkarıyorlar.

Giriş ücretimizi ödeyip kalabalığa karışıyoruz. Sokaklarda insanlar renkli kıyafet ve saçları ile festivalin tadını çıkarıyorlar. Alana girdiğinizde boynunuzda hiç kolye yokken bir süre sonra kilolarca boncuklardan kolyelerle dolaşmaya başlıyorsunuz. Genişçe bir alana kurulan sahnede canlı müzik geceye eşlik ediyor. Başka bir yerde sokağın iki tarafında yemek tezgahları veya içecek markalarının stantları ile doldurulmuş. Ana caddede geçtiğimiz yolun her iki tarafında ki binaların balkonlarından, çeşit çeşit ve renk renk boncuklar, oyuncaklar ve maskotlar aşağıda toplanmış kalabalığın üzerine atılıyor. Bu arada balkonlara çıkmak için baya iyi bir ücret ödendiğini söylemeden geçmeyeyim. Aşağıda toplanmış kalabalıkta ki çocuk, genç, yaşlı, kadın ve erkek demeden herkes yukarıdan atılanları toplamak için birbirleri ile yarışıyorlar. İlerleyen saatlerde rengarenk süslenmiş araçlarda polis, itfaiye, okullar ve önemli şirketlerin korteji başlıyor. Araçların üzerinden ziyaretçilere boncuklar parlak veya ışıklı takılar atıp duruyorlar.

Araçların aralarında okulların bando takımları da festivale ayrı bir renk katıyor. İnsanlar kendi aralarında bu boncukları ve takıları takas ediyor veya zaman zaman değişim aracı olarak kullanıyor. Birileri gelip sizden boynunuzdaki kolyeyi isteyebiliyor, tabi sizin karşılığında ne istediğiniz tamamıyla hayal gücünüze kalmış. Artık gitme saatimizin geldiğini ayaklarımızdan aldığımız sinyallerden anlıyoruz. Yorgunluktan bitap düşmüş bir halde biz arabamıza yönelirken, aramızda gecenin daha da devam edeceğini ve gecenin ilerleyen saatlerinde yerlerde baygınlık geçiren insan manzaralarına kalmadan dönmemizin en akıllıca olduğunu konuşuyoruz.

Hekim Aslan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir