Gezgin Sorular

Gezgin Sorular’ın Ağustos 2015 Konuğu: Caner Cangül

Caner Bey, gezgin sorular’a hoşgeldiniz. Sizi biraz tanıyabilir miyiz?

Teşekkürler. Endüstri Mühendisiyim. Üniversite sonrası İstanbul’a gelmiştim. Onun öncesinde İstanbul’a ayak bile basmamıştım. Hatta Bakırköy hangi yakada diye birine sorduğumu bile hatırlıyorum. 10 yıldan biraz fazla İstanbul’da çalıştım ve yaşadım. Yani doğma büyüme İstanbullu olmak gibi bir durumum olmadı. Şu anda orada yaşamadığım için bilinen manada yine İstanbullu diyemiyoruz. Tüm bunlara rağmen, organik bir bağım kalmamasına rağmen burada birileri sorduğunda İstanbullu diyorum. Bu biraz İstanbul’un herkes tarafından bilinmesinden de kaynaklı bir cevap. Önemli bir zamanımı geçmişte İstanbul’u gezmek ve yazmak için harcadığım gibi eski yoğunlukta olmamasına rağmen bunu sürdürüyorum. Son 4 yıla yakın bir süredir Kiev’de yaşamama rağmen; hem zaman zaman gelip gezmek, hem de şehre dair okumalar yapıp, fotoğraf çekme konusunda vakit ayırdığıma göre kendimi İstanbullu sayacak kadar İstanbul ile bu bağı kurmuşum diye düşünüyorum. Belki tekrar dönerim Dersaadet’e.

İstanbul âşığı bir fotoğrafçı olduğunuzu hem web sitenizden hem de diğer sosyal medya platformlardaki paylaşımlarınızdan anlıyoruz. İstanbul’u kare kare fotoğraflama fikri nasıl başladı?

Aslında fotoğrafa merak salma sonrasında kendiliğinden gelişti. Daha öncesinde şehrin içinde geziyor olsam bile, çevredeki eserlere üstün körü bakıyordum. Çok detaylı geziler yapmıyor, bilinen yerlerde dolanıyordum. Fotoğraf çekme anından ziyade sonrasında fotoğraflara tekrar bakarken detayları farketmeye başladım. İnternete yükleme aşamasında çektiğim yerlerin, eserlerin isimlendirmelerini yaparken zorlanıyordum. Haklarında bilgi arıyor ve her zaman bulamıyordum. Bulunanlar ise eksik ve yanıltıcı da olabiliyordu. Ansiklopediler, ismini bilirseniz size yardımcı oluyor, ama ben sadece konumunu ve eserin tipini biliyordum. Derken bunları sınıflandırarak fotoğraflamaya başladım. Özellikle İstanbul Ansiklopedisi ve diğer bazı kaynakları sıkça karıştırmaya ve bu doğrultuda fotoğraflar çekmeye başladım. Bilgileri iliştirirken hem öğrenmeye hem de lazım olduğunda kendim kaynak olarak kullanmaya başladım. Bu arada İstanbul Ansiklopedisi isminden mülhem İstanbul ile alakalı bir web ansiklopedisi projesini başlatmıştık. Bu dönemde çok fazla gezip, araştırmalarda bulunmuştum. Asıl arşiv ve birikim zaten bu dönemde oluştu. Proje devam edemeyince, biriktirdiklerimi ben de bir blog sayfasında toparlamak istedim. Muhtemelen sitenin en sadık ziyaretçisi halen kendim olmalıyım. Çok sık kaynak olarak kullanıyorum.

caner_cangul_2

Bu soruyu daha başka bir gezgine daha sormuştuk. Aynı soruyu size de sormak istedik. Neden İstanbul denince herkesin söyleyecekleri bir şeyler mutlaka olur. Peki size sorarsak neden İstanbul diye yanıtınız ne olurdu?

Dünyada bıkmadan usanmadan gezilecek şehir sayısı öyle fazla olmasa gerek. Mesela Kiev’de bunu yapamıyorum. Bazı yerlere birkaç kez gitme sonrası yeniden gittiğimde sıkılmaya başlıyorum. Eminönü’ne belki bin sefer gittim ama her gittiğimde farklı bir tadı yakalayabiliyor yahut o tadı tazeleyebiliyorum. Belki bizden bir yer olması etkili diyeceğim ama aynı zevki alan yabancılar da tanıdım. Ayasofya’ya kaç kez girip çıktım ama her seferinde yeni girmiş gibi gezebiliyorum. İstanbul’a geldiğim zaman ilk gittiğim yer halen Eminönü’dür. İstanbul’da bulunduğum süre içerisinde ben hiç can sıkıntısı yaşamadım desem abartmış olmam. Yapılacak hiçbir şey olmadığı düşünüldüğünde bile yapılacak birşey bulunabilecek bir şehir. Canın mı sıkkın, al kitabını in Sarayburnu yahut Salacak sahiline, kayalıklarda oturuver. İstanbul kendine yapılan tüm kötülüklere rağmen halen bulabilenler, uğraşanlar için güzel ve ilginç detayları barındırıyor. Hem de çok fazla. Ama diğer yandan hayatı çekilmez hale gelmiş bir şehir.

Sitenizde İstanbul için yürüyüş güzergâhları yapmışsınız. Size göre en keyifli İstanbul gezi güzergâhı hangi güzergâh?

Güzergâhlar aslında benim kendi gezdiğim rotalar dahilinde zaman içinde oluştu. Bazısını önceden haritada planlayarak gezmiştim, bazısını ise gezi sonrasında bilgisayarda rotaya döktüm. Maalesef bunları yurtdışına çıkma sonrasında hem zaman bulamamaktan hem de güncel fotoğraflarla destekleyemediğim için tamamlayamadım. Tarihi yarımada bile eksik ki, onun dışında da pek çok rota ile birlikte 80 rota hazırlanacaktı. İş sadece rotayı haritada çizmenin dışında yol üstü ve yakınlarındaki tüm eserleri, mola yerlerini belirlemek ve bunlara dair fotoğraflarla beslemekten oluşuyor. Simge eserleri saymazsak yazıları da bu doğrultuda hazırlamaya gayret ettim. Bol fotoğraf ve muhakkak harita üzerinde işaretlenmiş konumlar ve kısa bilgiler vermeye gayret ettim. İşin aslı eser bazlı, ansiklopedi tarzı hazırlamak çok daha kolay bir yöntemdi ve böylece sitedeki yazı sayısı mevcudun 50 katı rahatlıkla olurdu. Ayrıca tespit edebildiğim tüm eserleri tek bir harita üzerinde de toplamıştım. Sanıyorum internete açık en zengin kaynak halen odur.

caner_cangul_3

Hangi rota keyifli? İşin aslı pek çok keyifli rota var. Eminönü’nden başlayıp Sirkeci’yi devamla Gülhane Parkı’nın Sirkeci tarafındaki alt kapısından girip, parkın içinden Topkapı Sarayı avlusuna geçip, oradan Cankurtaran’a inmek güzel bir yürüyüş rotasıdır. Kışın daha da keyiflidir. Yazın ise Beyazıt’tan başlayıp hanların içinden geçe geçe; zaman zaman üstlerine çıkarak Eminönü’ne varmayı severim. Bilmeyenler için çok karışıktır. Özellikle Cumartesi günlerinin getirdiği kalabalıkla, ayrı güzeldir.

Yine sitenizde Eski İstanbul resimlerinin bulunduğu bir albüm yapmışsınız. Albüm çok güzel olmuş tebrikler, bu albümü oluşturmak çok zor olsa gerek, Albümdeki fotoğrafları toparlama süreci nasıl oldu. Bu bölümle ilgili ayrıntıları bizimle paylaşır mısınız?

Facebook üzerinde bulunan çeşitli eski İstanbul fotoğrafları gruplarını takip edip, arkadaşlarımızla fotoğraflar üzerinde sıkça fotoğraftaki nesnelere, fotoğrafın tarihine dair görüş bildiriyorduk. Bu dönemde şehre dair çok daha fazla şey öğrendim. Kendim eski fotoğraf arşivi yapmadığım gibi, eski fotoğraf bile aramıyordum; sanıyorum bu ayrı bir merak türü. Bu işi gayet güzel yapan arkadaşlarımız vardı. Ben güncel fotoğraflarla destek olmayı tercih ediyordum. Zaman zaman karşılaştırma yapmak için bir başka eski fotoğraf gerektiğinde maalesef bulamıyorduk. Facebook’un site içi araması ya düzgün çalışmıyor yahut sonuç getirmiyordu. Arşiv yapan arkadaşları çok zorladım ama kimse bunları sınıflandırılabilir bir ortama geçirmek istemeyince iş başa düştü. Burada nispeten vaktim de boldu ve bu işlemleri seri şekilde yapacak kadar teknik donanımım mevcuttu. İlk başlarda Facebook’tan istediğim özelliğe sahip fotoğrafları indirip, yüklemeye ve isimlendirmeye, anahtar kelimelerini vermeye başladım. Hatta sonrasında arşivlerde aramaya ve fotoğrafları oradan temin etmeye bile başladım. Özellikle 19. yüzyıl İstanbul fotoğrafçılarına özel özen gösterdim ve derli toplu hale getirdim. Halihazırda 6 bin üzeri fotoğraf içinden doğru anahtar kelimeler kullanarak birkaç saniyede aradığım fotoğrafa ulaşabiliyorum. Çok daha fazlasını eklemek mümkün ama hem birbirinin tekrarı olacak hem de daha önce eklenip eklenmediğini sorgulamak gerekiyor. O nedenle artık günlük 1-2 yeni fotoğrafla sınırlamak durumunda kaldım. Siteye ilginin gün geçtikçe artıyor olduğunu görmek beni sevindiriyor. Sosyal medyada paylaşılan pek çok fotoğraf için bir kaynak bile teşkil etmeye başladı. Bu siteyi ciddi takip eden arkadaşlar olduğunu da biliyorum. Eski fotoğrafları sitede paylaşmanın dışında Pinterest, Flipboard gibi ortamlara da taşıyorum.

caner_cangul_4

İstanbul’da her zaman gitmeye doyamadığınız bir mekan veya yapı var mı?

Birkaç senedir içine girmeye vaktim olmadı ama Ayasofya en başta geliyor. Kaç defa gezdim bilmiyorum. Topkapı Sarayı’nın avluları hakeza. Yaz sıcaklarında ise Süleymaniye Külliyesi’nin elemanlarından birine yerleşmiş olan, çukurda kalan bir çay bahçesi var. Pek severim orayı. Hem ucuzdur. Bolca çay tüketebilirsiniz. Öğlen yemeklerinde zaman zaman İstanbul’a gittiğimde bile halen esnaf lokantalarına giderim. Ucuz olmalarını geçelim, İstanbul’un gündelik yaşamını yansıtır oralar.

Hayalinizde kurduğuz bir gezi güzergâhı var mı?

İstanbul içinde kalmadı. 30 gün kadar sürecek bir Anadolu gezisi ile yine 30 günü bulacak olan bir İran gezisi hep aklımda. Dünyayı dolaşayım diye derdim yok ama Türkiye’yi çok sağlam biçimde dolaşmam şart.

Blog ve webteki bilgilere göre Kiev’de yaşıyorsunuz sanırım. Kiev nasıl bir yer, Kiev’e gezmek için gelenlere nereleri önerirdiniz?

Evvela şehir içi İstanbul’daki zenginlikle kıyaslanamaz. O derece fotoğrafik değil. Uzun ve soğuk kış dönemi oluyor ve o dönemde günler çok kısa. Benim en çok gezmeyi sevdiğim dönem karlı kış günleri. Bu çok kısa bir süre ve yerini hemen buzlu günlere bırakıyor. Her yer kupkuru ve şehir açığa çıkıyor. Bahar geldiği anda ağaçlar coşuyor ve manzarayı kapatacak şekilde yeşile boyanıyor. Baharın ilk haftaları şaşırtıcı derecede güzeldir. Kiev için parklar içinde bir şehir derler. Çok sayıda park ve parklar içinde göletler var. Yürüyüş için ideal parklar var. Ben bisikletle de geziyorum. Yaz ise nispeten kısa ama çok sıcak geçiyor. Kiev’in en çok sokaklara, köşelere yerleştirilmiş anıt ve heykellerini seviyorum. Ülkeye emeği geçen insanlara dair birer anıtı yahut bir sanatçının eserini herhangi bir yerde görebiliyorsunuz. İstanbul için hazırladıklarım kadar olmasa da İstanbulium’dan mülhem bir Kievium’da oluşturmuştum ama fotoğrafın dışında pek içerik oluşturmadım maalesef.

Turistik gezi için çok ideal bir destinasyon olduğunu düşünmemekle birlikte II. Dünya Savaşı Müzesi ile Manastırlar bölgesi muhakkak görülmesi gereken yerlerden. İstanbul’dan uçakla 2 saatlik bir uzaklığı var ve Ukrayna vize istemiyor. Çok farklı bir kültürü tanımak adına aslında tercih edilebilir bir kolaylığı var.

caner_cangul_5

Yakınlarda bir gezi planınız var mı?

Antalya başlangıçlı, sahil yolunu takiben Mersin ve Hatay’a çıkan; Güneydoğu’nun bir kısmını içine alacak ve 10-14 gün arası süreceğini düşündüğüm bir gezinin detaylarıyla uğraşıyorum. Bir kısmını daha evvel gezmiştim ve bunu tamamlayacağım. Aksilik olmazsa Eylül ayında gerçekleştireceğiz.

Son olarak röportajı okuyan takipçilerimize neler söylemek isterdiniz?

Benim için bunu söylemesi henüz erken, biliyorum ama sağlığınız, gücünüz kuvvetiniz yerindeyken ve gençliğiniz döneminde bol bol gezin ve okuyun. Belki paranız az ama vaktiniz ve enerjiniz bol olur; onunla telafi edersiniz. Sonraki dönemlerde zaman en büyük sıkıntınız olacaktır. Özellikle bulunduğunuz şehri ve Türkiye’yi fırsat buldukça muhakkak gezin. Bu konuda internette organize olmuş çok güzel outdoor aktivite grupları var ve çok ucuza gezmenizi ve kolay yoldan gezi meraklılarına ulaşmanızı da sağlıyor. Yurtdışında bir ülkeye mümkünse birkaç ay muhakkak gidip, yaşayın. Tüm dünyayı gezmeniz, her ülkeye gitmeniz gerekmez. Fotoğraflamakla kalmayın ve bunları lütfen yazıya dökün. Bizim gezi meraklılarının ekserisinde bu var: yazmıyorlar, paylaşmıyorlar.

Linkler:
www.istanbulium.net
eski.istanbulium.net
fotograf.istanbulium.net
map.istanbulium.net
facebook.com/istanbulium

gezgin sorular / ağustos 2015

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir